30 Eylül 2012 Pazar

biraz dur


pelerinli bir hayatın zorluğu hakkında ki konuda hemfikirdik. 
düşüncelerimizde, süpermen uçarken pelerini yüzüne dolanıyor ve bir gökdelene çakılıyor,
batmen ise sokak serserilerinden pelerinine basıp düştüğü için dayak yiyordu. 
bu konulardan bahsederken o, kornişinden perdeyi sökmüş kendine bir pelerin yapmış bire bir zorluklarını göstermek için çaba sarf ediyordu.
bense anlattıklarını tasdikleyip kafamı aşağı yukarı sallayarak "kesinlikle haklısın" diyordum.

lafını büyük bir ciddiyetle kestim. 

"bak!!" 

"şuanda dünyaya amerika kıtası büyüklüğünde bir göktaşı yaklaşıyor olsa, seninle mutfak tezgahının altına saklanır ve bunun bizi kurtarıcağına inanıp gözlerinin içine bakarak gülümserdim." dedim.

sustu.
masadaki çantasının içini büyük bir acele ile karıştırarak,

"öyleyse bende bizi tezgahtan çıkarmak isteyecek insanlara biber gazı sıkarım" dedi.

anlaşmıştık, 
tıpkı onun makarnayı pişirmesine, benimse masayı silip tabakları çıkarma konusunda anlaştığımız gibi.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder